HİSSETMEK VE YAŞAMAK İÇİN “MÜZELER”

HİSSETMEK VE YAŞAMAK İÇİN “MÜZELER”
Yayınlama: 15.05.2023
Düzenleme: 19.05.2023
990
A+
A-

 

Merhaba değerli okuyucular,

Benim ne kadar müze sevdiğimi herkes biliyor artık… Benim sayemde oğlum ve eşim de bol bol müze ziyareti gerçekleştirmiş oluyor. Başlarda sıkılsalar da, şimdi müze gezmek tatillerimizin, farklı şehir ziyaretlerimizin bir parçası haline geldi. Dünyanın farklı köşelerinde olduğu gibi ülkemizde de her sene, 18-24 Mayıs Dünya Müzeler Haftası olarak kutlanıyor.  Günümüzde 120 farklı ülkedeki, 30 binin üzerindeki müze, geçmişi, bugüne ve geleceğe bağlayan bir anlayışla binlerce insanı buluşturuyor.

Müzenin ne anlama geldiğini ve önemini, Sunay Akın bir röportajında şöyle dile getirmiş: “Müzenin sözcük anlamını bilmeliyiz. Müze Fransızca bir sözcük olup, ilham perisi anlamına gelmektedir. Yani bir  toplumun ne kadar çok müzesi varsa, o kadar çok ilham perisi vardır demektir. Onlar toplumların hafızaları, bellekleridir.”

Müzeler; sanat, bilim, tarih, kültürle ilgili eserlerin halka gösterilmek için toplanıp sergilendiği yerlerdir. Eski eser; belge, anıt ve kalıntılar vardır müzelerde. Eski eserler bize, geçmiş yıllarda insanların düşünüş, inanç, yaşayış ve yetenekleri hakkında bilgiler verir. Geçmişi öğrenerek bugünü anlamamıza yardımcı olurlar.

Eski eserlerin derlenip toplanması önce İngiltere’de başlamış. Ülkenin değişik yerlerinden toplanan belgeler, kalıntılar, heykeller başkente getirilerek bugünkü müzenin ilk biçimi oluşturulmuş. Daha sonra Avrupa’nın öteki ülkelerinde de benzer çabaları başlamış. Müzelerin başlangıçta halka açık olmaması ve müzelerden  sadece devlet yöneticileri ile bilginlerin yararlanıyor olması, ilk duyduğumda beni çok şaşırtmıştı. 1850 yılından sonra müzelerdeki eserler sergilenerek halkın ilgisine ve bilgisine sunulmaya başlanmış.

Ülkemizde ise ilk müze İstanbul’da Aya İrini Kilisesi’nde kurulmuş. Daha sonra Türkiye’de müzeciliğin öncü isimlerinden olarak sayılan ressam Osman Hamdi Bey bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin kurulmasına öncülük etmiş. Cumhuriyet döneminde bir yandan müzeler açılırken, öte yandan da arkeolojik kazılar yapılmış. Ülkemiz toprakları üstünde birçok uygarlık yaşadığı için, çok sayıda kalıntılar, anıtlar ve belgeler bugün müzelerimizde sergilenmekte.

Peki müzeler neden önemli?

Bence müzeler geçmişten günümüze gelen, bizi biz yapan değerlerin en fazla hissedilebildiği etkileyici mekanlardır. Müzeler, dünyanın her köşesinden, farklı kültür, din, dil ve renkten farklı amaçlarla seyahat eden milyonlarca kişinin, değişmeyen ortak noktasıdır.  Tarih ve kültür bilinci oluşturmak, var olan değerleri saptamak, kaydetmek ve gelecek nesillere aktarmanın yolu müzecilikten geçer. Müzeler içerisinde, arkeoloji, tarih, sanat, fen, bilim en başta gelenler olsa da, tematik, konsept müzecilik anlayışı da giderek gelişiyor. Müzeler, geçmiş ile bugünü birbirine bağlaması yönüyle de gizemlidir.  Ülke çağdaşlığının en önemli göstergesi olan ve bulundukları bölgelere itibar sağlayan müzeler özel mekanlar olup, sadece turistlere değil, her kesime hitap edecek şekilde tasarlanmalıdır.

Çocuk faktörü de muhakkak müzeler ile birlikte düşünülmelidir. Dokunarak, hissederek, öğrenilecek imkanlar geliştirmek, beraberinde temeli sağlam bir nesil yetişmesine olanak tanıyacaktır. Doğru bir müzecilik anlayışı kurgusu ile çocukların eğitsel yönünü, onları eğlendirerek geliştirebiliriz.

Çocuk temalı müzeler, çocuğun gelişim dönemlerini bilimsel bir üslupla ele alırken eğlenceli içerik, sunum ve etkinlikler hazırlar; sadece çocukların değil ailelerin de nitelikli ve “eğlenceli” zaman geçirmelerine odaklanırlar. Uygulamaları çocukların araştırma, inceleme, sorgulama ve yorumlama becerilerine odaklandığı için demokratik, diyalog kurmayı sağlayan, çeşitlilik içeren, kapsayıcı, eşitlik ve iyiliğe dayalı, tematik sergileriyle kültür, sanat ve bilim çalışmalarına alt yapı oluşturduğu için çok yönlü ortamlardır.

Müzeleri; gerçek nesnelerle çocuklar için deneyim sağlayan, birleştirilmiş öğrenme olanakları sunan, çoklu algıya dayalı estetik öğrenme olanakları oluşturan, kendini ifade etme becerisini geliştirmeye dayalı öğrenme süreçleri oluşturan, grup çalışmasını ve iş birliğini cesaretlendiren merkezler olarak kabul edebiliriz. Çocukların sanata ve sanat eserine ilgisini arttırması, duygusal, sosyal ve entelektüel gelişimine katkı sağlaması, eğitimcilere sanat ve yaratıcılık konularında bilgi ve malzeme sağlaması, sergi, festival vb. etkinlikler düzenlemeleri, eğitimciler ve aileler için sanat, yaratıcılık ve çocuk konusunda bir bilgi ve danışma merkezi görevi üstlenmesi müzeleri sevmek için çok geçerli amaçlar bence.

Bu yazımda kendimce müzelerin önemine vurgu yapmaya çalıştım. Çocuklarla belirli aralıklarla müze ziyaretleri yapmanın onlara katkısının çok büyük olduğunu belirtmek istedim. Öncelikle yaşadığınız ildeki müzeleri, ören yerlerini gezmediyseniz, gezmenizi öneririm. Zaten başlayınca devamı geliyor… Bir yerde okumuştum: Bir ülkenin müze koridorları ne kadar uzun olursa, gelişmişliği ve kültür seviyesi de o boyutta büyür.

Müzeler Haftası kutlu olsun!

 

Ebru MUTLU ÖZDAMAR

Okul Öncesi Eğitimcisi

 

 

Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.