Çocuklarımız Etkinlikten Etkinliğe Koşarken Ne Kazanıyor, Ne Kaybediyor?

Çocuklarımız Etkinlikten Etkinliğe Koşarken Ne Kazanıyor, Ne Kaybediyor?
Yayınlama: 10.06.2026
Düzenleme: 10.06.2026
305
A+
A-

 

 

Merhaba sevgili okurlar,

Son zamanlarda çokça düşündüğüm bir konuyu sizinle paylaşmak istedim…

Birçoğumuz hafta sonları çocuklarımız için en güzel etkinliği bulmaya çalışıyoruz. Sosyal medyada karşımıza çıkan renkli afişler, arkadaş tavsiyeleri ve sürekli yenileri eklenen programlar arasında seçim yapmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Çocuklarımızın farklı deneyimler yaşamasını istememiz son derece doğal. Ancak bazen durup şu soruyu sormakta fayda var:

Çocuklarımız gerçekten ne kazanıyor?

Son yıllarda Çanakkale’de çocuklara yönelik etkinlik sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Belediyeler, müzeler, kültür merkezleri, spor kulüpleri, sanat atölyeleri, bilim merkezleri, özel kurumlar ve sivil toplum kuruluşları neredeyse her hafta sonu çocuklar için yeni bir program duyuruyor. İlk bakışta bu durum oldukça sevindirici görünüyor. Çünkü çocukların sanatla, bilimle, tarihle, sporla ve kültürel mirasla buluşması kuşkusuz çok değerli.

Ancak bir süredir sahada çalışan bir eğitimci olarak, hem de çocuğumla etkinlikten etkinliğe koşan bir anne olarak kendime şu soruyu sormadan edemiyorum:

“Bu kadar çok etkinlik arasında anne-babalar seçimlerini neye göre yapıyor?”

Çoğu zaman sosyal medyada dikkat çeken afişler görüyoruz. Robotik kodlama, yaratıcı drama, arkeoloji, bilim deneyleri, sanat çalışmaları, doğa etkinlikleri, tarih atölyeleri… Hepsi birbirinden cazip görünüyor. Fakat etkinliğin adı ya da afiş tasarımı, onun çocuk üzerindeki etkisini anlamak için yeterli değil elbette…

Bugün, ben de dahil birçok ebeveyn çocuklarının hiçbir fırsatı kaçırmamasını istiyor. Bu çok anlaşılır bir durum. Hepimiz çocuklarımız için en iyisini arıyoruz. Ancak bazen “çok etkinlik” ile “nitelikli deneyim” kavramlarını birbirine karıştırabiliyoruz.

Çocuk gelişimi alanındaki araştırmalar, çocukların yalnızca yapılandırılmış etkinliklere değil, aynı zamanda serbest oyuna, keşfetmeye ve kendi ilgilerini geliştirebilecekleri boş zamanlara da ihtiyaç duyduklarını gösteriyor. UNICEF, çocukların kendi yönlendirdikleri oyun süreçlerinde yaratıcılık, bağımsızlık ve problem çözme becerilerinin geliştiğini vurguluyor. Amerikan Pediatri Akademisi ise oyunun bilişsel, sosyal, fiziksel ve duygusal gelişimin temel bileşenlerinden biri olduğunu belirtiyor.

Bu nedenle biz velilerin etkinlik seçerken ilk sorması gereken soru şu:

“Bu etkinlik çocuğuma ne yaptıracak?”

Bir saat boyunca pasif şekilde dinleyecek mi?

Yoksa araştıracak, merak edecek, düşünecek, üretecek, karar verecek ve kendi deneyimini oluşturacak mı?

İkinci önemli soru ise şu olabilir:

“Bu etkinlik çocuğumun gerçekten ilgisini çekiyor mu?”

Bazen yetişkinlerin çok değerli bulduğu bir etkinlik, çocuk için anlam ifade etmeyebilir. Araştırmalar, çocukların seçim yapabildikleri ortamlarda sanat, yapı kurma ve hayal gücüne dayalı oyun alanlarını sıklıkla tercih ettiklerini gösteriyor.

Üçüncü soru ise belki de en önemlisi:

“Etkinlik sonunda çocuk neyle ayrılacak?”

Burada kastettiğim şey yalnızca elinde taşıdığı bir ürün değil. Bir resim, bir maket ya da bir sertifika değil.

Merakla mı ayrılacak?

Yeni bir soru ile mi ayrılacak?

Bir keşif duygusuyla mı ayrılacak?

Çünkü iyi bir etkinlik, çocuğun eline yalnızca bir çıktı değil, zihnine yeni bir pencere bırakır.

Araştırmaların da söylediği gibi öğrenmenin başlangıç noktası çoğu zaman meraktır. Oyun ve keşif temelli deneyimler çocukların soru sorma, problem çözme ve dünyayı anlamlandırma becerilerini güçlendirir.

Çanakkale gibi tarihin, doğanın ve kültürel mirasın iç içe geçtiği bir kentte yaşıyoruz. Bu şehirde çocuklar sadece kapalı salonlarda etkinliklere katılmak zorunda değil. Bir kalede yön bulabilir, bir müzede hikaye araştırabilir, bir tabyada ses kayıtları yapabilir, bir tarihi alanda kendi gazetesini hazırlayabilir, bir anıyı sanat eserine dönüştürebilir.

Bir bebek, farklı dokulara dokunurken dünyayı keşfedebilir.

Bir okul öncesi çocuk, çamurla oynarken yaratıcılığını geliştirebilir.

Bir park gezisi, çocuk için bilimsel gözlemlerin başlangıcı olabilir.

Bir hikaye kitabı, empati kurmayı ve farklı bakış açılarını anlamayı öğretebilir.

Bir kutu blok, problem çözme ve mühendislik düşüncesini destekleyebilir.

Bir doğa yürüyüşü, merak duygusunu harekete geçirebilir.

Bir sanat etkinliği, çocuğun kendini ifade etmesine fırsat verebilir.

Bir sohbet, bazen en değerli öğrenme deneyimine dönüşebilir.

Asıl mesele etkinliğin sayısı değil; çocuğun yaşadığı deneyimin derinliğidir. Bazen velilerden ve de kendimden şu cümleyi duyuyorum:

“Her etkinliğe yetişemiyoruz.”

Yetişmek zorunda da değiliz. Mesele daha çok etkinliğe katılmak değil, doğru etkinliği seçmek.

Bir etkinlik sonunda çocuğun zihninde yeni bir soru oluşuyorsa, eve dönerken ailesine heyecanla anlatacak bir keşif yaşamışsa, ertesi gün aynı konuyu araştırmak istiyorsa işte o zaman zaten gerçek öğrenme başlamış demektir.

Çanakkale’de çocuklar için çok güzel çalışmalar yapılıyor. Bu emeği veren tüm kurumları, öğretmenleri ve eğitmenleri takdir etmek gerekiyor. Ancak artık biraz da nicelikten çok niteliği de konuşmamız gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü çocukluk bir yarış değil.

Her boş saati doldurulması gereken bir program da değil.

Çocukluk; merak etmeye, oyuna, keşfe, düşünmeye ve bazen de canı sıkılmaya fırsat verilen bir dönemdir.

Belki de çocuklarımız için yapabileceğimiz en değerli şey, onları bir etkinlikten diğerine yetiştirmek değil; gerçekten iyi seçilmiş birkaç deneyimin içinde derinleşmelerine izin vermektir. Çünkü çocuklar en çok koştururken değil, anlam kurarken öğrenirler.

Bir de bu konuyu yalnızca çocuklar açısından düşünmemeliyiz.

Çünkü etkinlikler sadece çocukların gelişimi için değil, yetişkinlerin de yaşamını zenginleştiren deneyimler sunar. Çanakkale’de yıl boyunca düzenlenen konserler, tiyatro gösterileri, söyleşiler, sergiler, yetişkin atölyeleri ve kültürel etkinlikler aslında biz ebeveynler için de önemli fırsatlar yaratıyor. Bazen bir konser salonunda müziğin içinde kaybolmaya, bazen bir tiyatro oyunuyla farklı hayatlara tanıklık etmeye, bazen de uzun zamandır ilgi duyduğumuz bir konuda atölyeye katılmaya bizim de ihtiyacımız var. Hatta kimi zaman çocuklarımızla birlikte katıldığımız ebeveyn-çocuk atölyeleri, birlikte geçirilen sıradan bir günden çok daha kalıcı anılar bırakabiliyor. Çünkü çocuklar yalnızca götürüldükleri etkinliklerden değil, anne ve babalarının da ilgi duyduğu, keyif aldığı ve öğrenmeye devam ettiği bir yaşamı görmekten de besleniyor. Belki de çocuklarımız için yapabileceğimiz en güzel şeylerden biri, sadece onların değil, kendi meraklarımızın da peşinden gitmeye cesaret etmek ve öğrenmenin her yaşta devam eden bir yolculuk olduğunu onlara gösterebilmektir.

Yıllar sonra çocuklarımıza hangi etkinliklere gittiklerini sorduğumuzda çoğunu hatırlamayacaklar. Ama kendilerini değerli hissettikleri anları, heyecanlandıkları keşifleri, ilk kez merak ettikleri konuları, ilk kez gittikleri yerleri ve birlikte geçirdikleri zamanı hatırlayacaklar.

 

Şu soruyla bırakıyorum bizleri…

“Çocuklarımızın hayatında kaç unutulmaz deneyime yer açtık acaba?

 

Ebru MUTLU ÖZDAMAR

Okul Öncesi Eğitimcisi

 

 

Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

betnis giriş
betnis
yakabet giriş