ÇOCUKLAR, ORMAN ve SU

ÇOCUKLAR, ORMAN ve SU
Yayınlama: 22.03.2023
Düzenleme: 22.03.2023
434
A+
A-

Merhabalar…

Cemreler havaya, suya ve toprağa düştü. Doğa uyanıyor. Bitkiler tomurcuklanmaya, meyveler çiçek açmaya başladı bile… Gelincikler, papatyalar kırları süsleyecek, arılar ve kelebekler uçuşacak, börtü – böcek ortalıkta görünür oldu olacak…

Belirli gün ve haftalar içerisinde önemli bir yeri olan Orman Haftası 21-26 Mart tarihleri arasında çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Amaç; geleceğimizin güvencesi olan çocuklarımıza ağaç ve orman sevgisi kazandırmak; ormanların bize sağladığı faydalar ile ormanların yetiştirilmesi ve korunması konusunda farkındalık yaratmak. Ormanlar, insan olmadan yaşamlarını, varlıklarını sürdürebilirler. Ancak biz insanlar ağaçsız, ormansız yaşayamayız. Ormanlar yaşam kaynağıdır. Kendi kendini yeniler, besler, büyütür. Yeter ki insanlar tahrip etmesin.

Ve ormanlar çocukların gelişiminde çok büyük bir öneme sahiptir. Nasıl mı? Orman sevgisi sadece çocuklara anlatarak verilmez, çocukların ormanı yaşamasına fırsat vermemiz gerekir. Bizim jenerasyon anne-babalar çoğunlukla sokakta oyun oynayarak büyüyen bir nesildik. Şimdi maalesef kendi çocuklarımızı sokakta yaşıtları ile oyun oynamasına izin veremiyoruz. Malum bir sürü sebepten dolayı eve hapsolmaktan, dışarda oyun oynamanın önemini unuttuk maalesef… Durum böyle olunca çocukların bahçede, doğada olması elbette ki daha mühim oldu. Şimdi bizler alıp çocuklarımızı haftada bir ormana götürsek… Mevsimler geçtikçe doğadaki değişimi fark etseler, yeni yollar keşfetseler, çeşit çeşit canlıyı gözlemleyebilseler…

Çocuklar yaşları itibari ile zaten çok meraklılar. Doğal yaşamının içinde keşfe çıkan çocuk, elleyen, dokunan, soran, araştıran çocuk, tahmininizden çok daha fazla deneyim elde ediyor. Orman tabi ki sokaklar, caddeler gibi dümdüz değil. Çukurlar, yükseltiler var. Çocuklar o kadar alışıklar ki dümdüz yollarda yürümeye… Ormanda koşmaya başlayınca devrilecekler, bakacaklar ki kaldıran yok, yolu gösteren yok… Mecbur kendi sorununu kendi çözme yolunu bulacaklar…

Durmadan oyuncak aldığımız, yeni oyuncak istemekten hiç vazgeçmeyen çocuklarımızın aslında çevrelerinde hiç oyuncak olmadığında da kendi yaratıcılıkları ile oyun ortamını yaratabildiklerini göreceğiz. Doğadaysanız, çocuğun ayrıca oyuncağa ihtiyacı olmuyor. Dal ve kütüklerle neler yapılabileceğine, küçük bir su birikintisinin kocaman bir deniz olabildiğine, taşları üst üste koyup nelere dönüştüreceklerine ve daha nice oyunun üretilmesine şahitlik edebileceğiz…

Yerinde duramayan çocuğun, bir kuşun sesini dinlemek için sessiz kalabilmesi, yaprakların üzerine düşen çiğ tanelerini uzun uzun izlemesi, hayatında ilk defa elleriyle kuş besleyen bir çocuğun heyecanı görülmeye değmez mi? Çocukların doğaya ihtiyacı var! Soğuk, yağmurlu havada dışarı çıkmaya üşenmek ya da “aman hastalanır” diye endişelenmek biz büyüklerin sorunu. Çocuklar her havada oyun oynayabiliyor. Küçük bir rampanın yağmurdan çamur olmuş toprağından kaydırak yapmayı, üşümemek için hareket etmenin önemini ve çok daha fazlasını onlar bizden daha iyi biliyor. Bu fırsatı onların elinden almayalım ve ormanlarımızın kıymetini bilelim, anlatalım ve ormanların korunmaya ihtiyacı olmadığı bir dünya yaratalım…

Ve Orman Haftası içerinde yer alan, 1993 yılından beri her yıl 22 Mart’ta kutlanan Dünya Su Günü’nün bu yılki teması da “Be The Change”. Su krizini çözmek için insanları suyu tüketme ve yönetme biçimleri üzerine düşünerek, kendi hayatlarından başlayarak değişime davet ediyor.

Sinek kuşunun mitolojik hikayesinden yola çıkan “Be The Change”, su ve hijyen krizi ile karşı karşıyayken “Sadece durup bakacak mıyız, yoksa harekete geçecek miyiz?” diye soruyor! Bir gün ormanda büyük bir yangın çıkar, diğer tüm hayvanlar kaçarken sinek kuşu gagasıyla gölden aldığı suyu tekrar tekrar yangının üzerine bırakır. Ona gülen ve yangını söndüremeyeceğini düşünen büyük hayvanlara rağmen sinek kuşu elinden gelen neyse onu yapıyordur.

“Peki su ile ilgili nasıl harekete geçebiliriz?” diye sorabilirsiniz. İlk olarak suyu tasarruflu kullanarak işe başlayabiliriz. Örneğin sebze ve meyveleri yıkadığınız suyla bitkilerimizin su ihtiyacı karşılanabilir. Kişisel ihtiyaçlarımızı yerel üreticilerden satın almak da diğer bir yol. Doğayı korumak, yağmur suyu hasadı yapmak da yapabileceklerimiz arasında. Suya karışan kirliliği önlemek amaçlı nehirleri, dereleri ve denizleri temizleme kampanyalarının parçası olmak, suyun nereden geldiği ve miktarı gibi konularda araştırma yapmak ve bulduklarımızı paylaşmak ve farkındalık yaratmak.

Her bir insanın temiz suya ulaşabilmesi bir hakken ne yazık ki çeşitli nedenlerden ötürü bu haktan mahrum kalan çok insan var. Küresel olarak 785 milyon insan temiz içme suyuna erişemiyor. Her gün farklı topluluklardan ortalama 800 çocuk yetersiz su ve hijyen kıtlığı kaynaklı ishal sebebiyle ölüyor. UNICEF’e göre, kadınlar ve kız çocukları her gün temiz suya ulaşmak için toplamda 200 milyon saat harcıyor. Bu konuda Susan Verde’nin yazdığı ve Peter Reynolds’un resimlediği “Su Prensesi” kitabını okumanızı tavsiye edebilirim.

Doğanın çok önemli bir parçası su… Bu konuda da çocuklarımızın bizlerden gördüklerini yapmaya devam edecekler. Haydi durup bakmayalım, harekete geçelim! Çocuklarımız doğayı, doğada olmayı, ormanın-suyun önemini, ağacın-suyun yokluğunu bilsinler ve bu bilinçle büyüsünler…

22 Mart Dünya Su Günü ve 21-26 Mart Orman Haftası kutlu olsun!

Ebru MUTLU ÖZDAMAR
Okul Öncesi Eğitimcisi

Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.