DANS ETMEYİ KİMLER SEVİYOR ?..

DANS ETMEYİ KİMLER SEVİYOR ?..
Yayınlama: 29.04.2023
Düzenleme: 30.05.2023
495
A+
A-

“Bütün ağırlığınızı taşıyan, nispeten küçük olan o ayağın sihrini bir düşünün. Gerçek bir mucize ve dans… Bu mucizenin kutlamasıdır.”

(Martha Graham)

“Dünya Dans Günü” UNESCO’nun önde gelen performans sanatları ortaklarından Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) tarafından 1982 yılında ilan edilmiş. Bu özel günün 29 Nisan’da kutlanmasının nedeni ise, modern balenin atası olarak kabul gören, ünlü balet Jean Georges Noverre’in doğum günü olması. Bu özel günde, dünya genelinde çeşitli performanslar sergileniyor. Bu performansların ortak amacı ise dans tutkusunu tüm dünya ile paylaşmak. Tüm siyasal, kültürel ve etnik engelleri aşmak ve ortak bir dil olan dans aracılığı ile insanları bir araya getirmek, eğlenmek ve güzel duyguların yaşanmasını sağlamak…

Peki dans nedir?

Dans, bir müziğin ritmine dayalı estetik bir ifade şeklidir. Her çağda, her ülkede insanlar duygularını ve düşüncelerini bir şekilde ifade etme gereği duymuştur. Dans da bunun güzel bir yolu olmuş her zaman.

Günümüzde de insanlar, gelişen ve hızla değişen yaşam koşulları doğrultusunda kendisini ifade etmenin farklı yollarını keşfetmiştir. İlkel çağlarda  mağara duvarlarına baktığımızda dans hareketlerinin varlığı bize bilgi veriyor. İyi geçen bir av sonrası sevinçle zıplayan insan figürleri, duyguların nasıl dansa dönüştüğünü kanıtlıyor bize.

Her zaman coşkumuzu, acımızı, sevincimizi, çaresizliklerimizi bir şekilde anlatmaya çalışmışız. Mesela kötülükleri kaçırmak için dans etmişiz. Acıyı paylaşmak için, ruhumuzu özgür bırakmak için, hastalıkları kovmak için, yağmurun yağması için, kimseye anlatamadıklarını anlatmak için dans etmişiz.  Yani insanlar kendileri için her zaman iyi ve güzel olanı bulmanın yolunu bir şekilde keşfetmiş.

Dans, yaşamaktır.

Dans, alıp sizi başka yerlere götürendir.

Dans, dokunmak, duymak, hisssetmektir.

Dans, içtendir.

Özetle dans hayattır işte…

Pek çok insan içindeki dans büyüsünü bir yerlere saklar. Bazen bir müzik onu bir anda olduğu yerden çıkarır ve ortaya döker. Kendimizi kötü hissettiğinizde en sevdiğimiz şarkıyı açıp, doyasıya dans etmek bize iyi gelirmiş. Uzmanlar böyle söylüyor. Peki bunu yapıyor muyuz? Yapanları görünce hayranlıkla izliyor, kendimse bunu aklıma getirmiyorum bile niyeyse… Peki siz?

Ve çocuklar… Onlar doğal olarak hareket etmeyi severler. Enerji dolu bedenlerinin sınırlarını keşfetmelerini sağlayan aktiviteler, çocuklar için her zaman heyecan vericidir. Her ne kadar çocuklar dansın iyi bir eğlenme yöntemi olduğunu bilse de, eğlencenin yanı sıra dansın çocuğa birçok açıdan faydası da vardır.

Dans etmek, keyifli bir egzersiz şekli olarak çocukların fiziksel gelişimlerine katkı sağlar. Dayanıklılık ve fiziksel gücün artması, hareket aralığının ve esnekliğin gelişmesi dansın çocuğa yararları arasında sayılması gereken başlıca unsurlardır. Gerek ülkemizde, gerekse dünyada çocukluk döneminde obezite mücadele edilmesi gereken önemli sağlık problemlerinden biridir. Çocuğunuzu dansa yönlendirmek, eğlenerek egzersiz yapmasını sağlamak için son derece iyi bir yoldur.

Kendilerini dans aracılığıyla ifade etmeye teşvik ederek, yaratıcılıklarını geliştirir. Özellikle erken çocukluk dönemi için dans etmenin yararları arasında hayal gücü gelişiminin önemini vurgulamak gerekmektedir.

Bir dans performansı sergilemek bedensel becerilere bağlı olduğu kadar, bilişsel yeteneklerin gelişimiyle de ilgilidir. Bir koreografi ezberlemek, bu koreografiyi arkadaşlarıyla beraber sergilemek ve bunun için odaklanmak dansın bilişsel yeteneklerin gelişimine sağladığı katkıyı da göstermektedir.

Birçok anne-baba çocuklarının özgüven kazanması için takım sporlarının ideal olabileceğini düşünür. Ancak çocuklar için dans etmenin faydaları arasında saymak gereken en değerli noktalardan biri de, başarı duygusu ve özgüvendir. Üstelik spor aktivitelerine kıyasla dans, başarı duygusunu rekabetçi değil eğlenceli bir yöntemle aşılar.

Dans eğitimi çocuklara yaşıtlarıyla birlikte keyifli bir şekilde sosyalleşme imkanı verir. Dans eğitimi ile beraber çocuklar başkalarına güvenmeyi ve iş birliği yapmayı öğrenir.

Dans etmek sadece çocukların değil, daha önce de belirttiğim gibi herkesin eğleneceği bir aktivitedir. Dans eden birilerini izlediğinizde,  yüzlerinde kocaman bir gülümseme görebilirsiniz. Dans ederken gülümsemek ve kahkaha atmak çok doğaldır! Bunun nedeni dans ederken gerçekten de çok eğlenmenizdir. Yapılan araştırmalar da gösteriyor ki, dans mutlu hissetmemizi sağlıyor, serotonin ve dopamin seviyelerimizi ayarlayarak stresi azaltıyormuş.

O zaman hemen şimdi ilk adımı atalım mı? Kendimize ve çocuğumuza bir dans okulu bulabiliriz mesela… “Ben zaten dans ediyorum!” diyorsanız, kendiniz için en doğru kararı çoktan vermişsiniz demek ki… Eğer dansın büyülü dünyası ile henüz tanışmadıysanız, o halde denemenin zamanı gelmiş demektir. “Ben dans edemem.” gibi bir mazeretin artık geçerli olmadığını da hepimiz biliyoruz. “Ben dans etmeyi sevmem.” de geçerli bir bahane değil. Çünkü onlarca dans çeşidi içinden elbet seveceğiniz biri vardır… Bir şarkı açıp çocuğunuzla dans edin mesela… Hem siz, hem de çocuğunuz çok eğleneceksiniz, göreceksiniz…

“Bırakın okuyalım ve bırakın dans edelim; bu iki eğlenceden dünyaya asla hiçbir zarar gelmez.” demiş Voltaire. Duygularını ifade etmenin başka bir yoludur dans. Bedenin kendini açıklaması, doğanın parçası olduğunu özgürce anlatmasıdır.

Dünya Dans Günü kutlu olsun!

 

Ebru MUTLU ÖZDAMAR

Okul Öncesi Eğitimcisi

Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.