Çanakkale’nin tek içme su kaynağı olan Atikhisar Barajını tehdit eden altın madeni projesine karşı açılan davada bilirkişi incelemesi bugün gerçekleştirilirken İl Genel Meclis Üyesi Murat Çağlayan, dünyanın hiçbir yerinde halk sağlığı açısından böylesine riskli bir projenin bulunmadığını vurgulayarak Çanakkale’nin içinde bulunduğu tehlikeye dikkat çekti…
Çanakkale merkez Serçiler ve Terziler köylerinde eski adıyla Koza yeni ismiyle Türkiye Altın İşletmeleri tarafından hayata geçirilmek istenen Altın-Gümüş Madeni Projesine karşı Çanakkale Belediyesi tarafından açılan dava kapsamında bugün proje sahasında bilirkişi incelemesi ve keşif süreci başlatıldı.
Bilindiği gibi Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 17 Eylül 2025 tarihinde siz konusu proje için ikinci kez ÇED Olumlu Raporu vermişti. İtirazların dikkate alınmadığı bu kararın iptali için Çanakkale Belediyesi ve Sivil Toplum Kuruluşları tarafından 5 ayrı dava açılmıştı.

ÇANAKKALE DOĞRUDAN TEHDİT ALTINDA…
Çanakkale halkından yana dik duruşu ve kamu yararını gözeten sert çıkışlarıyla dikkat çeken İYİ Parti Çanakkale İl Genel Meclis Üyesi Murat Çağlayan, yaşanan sürece ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bundu.
Çanakkale’nin dünyada eşi benzeri görülmemiş bir riskle karşı karşıya bırakıldığını vurgulayan Çağlayan; “Çanakkale’nin tek içme kaynağı olan Atikhisar Barajı bu kentin can damarıdır. Bu baraj sadece bir su kaynağı değil; çocuklarımızın geleceği, toprağımızın bereketi, yaşam hakkımızdır” dedi.
Altın için suyumuzu riske atamayız diyen Çağlayan; “Maden için geleceğimizi feda edemeyiz. Ancak bugün Atikhisar Havzası’nda Koza AŞ tarafından yürütülen altın madeni projesi, Çanakkale’nin içme suyunu doğrudan tehdit etmektedir. Dünyanın hiçbir yerinde bir kentin tek içme su kaynağının dibinde böylesine riskli bir madencilik faaliyetine izin verilmez, verilemez” şeklinde konuştu.
FELAKETİN BEDELİNİ HALK ÖDER…
Meclis üyesi Murat Çağlayan, yetkilileri uyaran şu cümlelerle sözlerini noktaladı; “Açıkça ifade ediyorum ki: Atikhisar Havzası’nda yürütülen bu proje kabul edilemez. Olası bir çevresel tahribatın ve felaketin bedelini Çanakkale halkı ödeyecektir. Bu risk bile başlı başına yeterlidir. Yetkilileri bir kez daha uyarıyoruz. Çanakkale’nin tek içme su kaynağı üzerinde hiçbir ticari faaliyet, kamu yararının önüne geçemez! Buradan tüm Çanakkalelilere, sivil toplum kuruluşlarına, çevre örgütlerine ve vicdan sahibi herkese çağrımızdır: Suyumuza sahip çıkalım. Atikhisar’a sahip çıkalım. Çanakkale’nin geleceğine sahip çıkalım. Bu mesele siyaset üstüdür. Bu mesele yaşam meselesidir. Unutmayalım, Su varsa hayat vardır.”
