Bir eğitim öğretim yılını daha geride bıraktık.
Karneler verildi, sınıflar boşaldı, okul koridorlarının sesi azaldı. Çocuklar için özgürlüğün, öğretmenler için ise derin bir nefes almanın zamanı geldi.
Koşturmacalar arasında bazen bir kahveyi acele etmeden içebilmek bile lüks geliyor. Oysa yaz ayları bize bu küçük molaları hatırlatıyor. Gün içinde sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. İşte bazen hiçbir şey yapmadan oturmak da bir ihtiyaç.
Ben yaz aylarının bu anlamda çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Özellikle de Çanakkale’de yaşayanlar için… Çünkü bazen fark etmesek de yaşadığımız bu şehir insanın ruhunu dinlendirebilecek birçok güzelliği içinde barındırıyor.
Çocuklara sürekli üretmeyi öğretirken bazen dinlenmenin de değerli olduğunu unutabiliyoruz. Dinlenmek tembellik değildir. Dinlenmek, yeniden güç toplamaktır.
Bir ağaç gölgesinde kitap okumak…
Bir arkadaşla uzun uzun sohbet etmek…
Ertelediğimiz bir romanı okumak…
Sadece kendimiz için zaman ayırmak…
Bunların hepsi aslında yeni döneme yapılan yatırımlar.
Tabii bu arada dinlenmek demek bütün yazı evde geçirmek anlamına da gelmiyor. Tam tersine… Yaz, yaşadığımız şehri yeniden keşfetmek için çok güzel bir fırsat…
Bazen yaşadığımız şehrin güzelliklerini görmek için turist olmak gerekiyor. Büyük planlara da gerek olmadığını düşünüyorum.
Bugünün çocukları çok hızlı bir dünyanın içinde büyüyor. Sürekli akan görüntüler, videolar, bildirimler ve ekranlar arasında dikkatlerini toplamakta zorlanıyorlar. Bu nedenle bazen en değerli etkinlik, hiçbir etkinlik planlamadan birlikte vakit geçirmek oluyor. Çocuklar da aslında bunu bize gösteriyor.
Çünkü çocuklar yalnızca anlattıklarımızdan değil, bizim yaşam biçimimizden de öğreniyorlar. Yaz tatili boyunca çocukların okuldan tamamen kopmaması gerektiğine de inanıyorum. Ama tabi bu okulu yaz boyunca eve taşımak anlamına da gelmiyor.
Çünkü öğrenme sadece sınıfta gerçekleşmez. Hayatın içinde de devam eder. Hatta çoğu zaman en kalıcı öğrenmeler orada gerçekleşir.
Bu nedenle ailelere küçük bir önerim var: Bu yaz çocuklarınızla birlikte bir “Çanakkale Yaz Defteri” hazırlayın:
Yapıştırdıkları bir yaprak, çizdikleri bir resim, yazdıkları birkaç cümle bile yeterli. Eylül ayında dönüp baktıklarında aslında ne kadar çok şey yaşadıklarını görecekler. Ve belki de yeni eğitim yılına başlarken öğretmenlerine anlatacak çok daha fazla hikayeleri olacak.
Şehrimiz için yeniden fark edilmenin zamanıdır. Belki de bu yazın sonunda hepimiz aynı şeyi fark edeceğiz:
“Bazen en güzel tatiller uzaklarda değil, yaşadığımız şehrin içinde saklıdır. Yeter ki bakmayı, dinlemeyi ve keşfetmeyi unutmayalım.”
İyi tatiller…
Ebru MUTLU ÖZDAMAR
Okul Öncesi Eğitimcisi