ANI BİRİKTİRMEK Mİ, “AN”I YAŞAMAK MI?..

Merhabalar… Akıllı telefonlarımız biten yılın özetini bize sunarken, anılar ve “an”ı yaşamak üzerine bir yazı paylaşmak istedim bu hafta…   “Anı biriktirmek”… Son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz ve de kullandığımız bir söz. Bir yılın sonu ve yepyeni bir yılın başında geri dönüp baktığımızda, acaba 2022’ye dair ne kadar anı biriktirdik? Belki de anı biriktirmek adına, “an”ı […]

Yayınlama: 30.12.2022
539
A+
A-

Merhabalar… Akıllı telefonlarımız biten yılın özetini bize sunarken, anılar ve “an”ı yaşamak üzerine bir yazı paylaşmak istedim bu hafta…

 

“Anı biriktirmek”… Son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz ve de kullandığımız bir söz. Bir yılın sonu ve yepyeni bir yılın başında geri dönüp baktığımızda, acaba 2022’ye dair ne kadar anı biriktirdik? Belki de anı biriktirmek adına, “an”ı yaşayamadık. Her şeyi telefonlarımızda kare kare kaydettik ama ne kadarını hissettik?

 

Eskiden 36’lık fotoğraf filmini tab ettirmek için fotoğrafçıya bırakır, birkaç gün zor beklerdik. Kimisi bulanık, kimisi yarım, kimisinde gözler kapalı, kimisi bembeyaz… Sonra elde kalanları albümlere dizerdik, hatta bazılarından 2-3 tane tab ettirir, eş dostla paylaşırdık… Teknoloji böyleyken, hayatımızın belirli dönemlerine dair pek az fotoğraf biriktirebildik. Belirli senelerden belki de hiç fotoğraf yok…

 

Bugün ise durum çok farklı… Biriktirdiğimiz anıların altında ezildik sanki biraz, onları organize edemedik. Uçsuz bucaksız bir yığına dönüştüler. Atamadık da… Çünkü çok emek verdik. Ayrıca bu yığın içerisinde hala bizim için çok önemli olanlar var. Sürekli yeni harici diskler, flash diskler veya bulut ortamında depolama alanlarında saklananlar… Sadece bu nedenle akıllı telefonların daha yüksek hafızalarına fazladan ödenen büyük bedeller… Dijital depolarımız her geçen gün büyüdü, büyüdü… Aradığımızı bile şıp diye bulamaz olduk…

 

Oysa ki, birkaç siyah-beyaz fotoğrafa, bir kış gününde kahvemizi yudumlarken bakmak istisnai anlardandı. Şimdi dev ekran televizyonlar gibi elimizdeki onca imkana rağmen bir gün dönüp bakmıyoruz o dijital arşivimize. Aynı hissi vermiyor çünkü. Dedemi kaybettikten sonra ondan babama kalan muazzam bir albüm var. Siyah-beyaz, el yazıları ile tarihleri, mekanları, kişilerin isimleri var… Biraz sararmış, biraz yırtılmış, ama gerçekten anı… Bakarken duygulanıyor, kokusunu duyuyor, fotoğrafların içine giriyorsunuz adeta… Ne büyük bir miras…

 

Hatıraları hissedebilmektir önemli olan… Acısıyla, tatlısıyla bir kanıta ihtiyaç duymayan birer anı haline gelirler zaten zihnimizde, kalbimizde.

 

İnternet öncesi zamanlarda elektrik kesintileri de sık olurdu. Böyle anlar mum ışığının etrafında en lezzetli sohbetlerin ve paylaşımların yapıldığı unutulmaz anlardı. İlkokul 4. Sınıftaydım sanırım. Meriç’te yaşıyorduk o zaman ve Ergene nehri taştığı için yaklaşık bir hafta elektriklerimiz gelmemişti. Mum ışığında ailece öyle keyifli zaman geçirdik ki, elektriklerin geldiği gün üzüntüden ağladığımı ve tüm ışıkları kapattığımı hatırlıyorum. Ne unutulmaz bir anı… Belgesi kalmadı ama hafızamdan silinmedi bu anlar. Şimdilerde ise internet hızı yavaşladığında veya kesildiğinde, dahası elektrik olmadığında herkes öfke patlaması yaşıyor. “An”ı değerlendirmekte zorlanıyor insanlar, özellikle de gençler…

 

Yaşadığımız anı fark etmek çok kıymetli. Günümüzde yaşadığımız anı fark etmekte zorlanıyoruz ve çocuklarımız da böyle büyüyor biz anlamadan… “Anne fotoğrafımı çek!”, “Anne burada da çek!”, “Anne bakayım olmuş mu?”,  Bu cümleleri çocuklarımızdan duyduğumuz oluyor zaman zaman… Ya da internetin olmadığı bir yerde mutsuz olan çocuklar, en güzel manzaranın karşısında gözleri ekranda olan çocuklar… Hep koşuşturan yetişkinler ve de koşuşturan çocuklar… O halde yavaşlayalım, sakinleşelim… Neredeyiz, neden buradayız, ne görüyoruz, ne hissediyoruz, o anın içine girmek, o anı ölümsüz kılmanın en birincil yolu…

 

“Mükemmel anı beklemeyin. İçinde bulunduğunuz anı mükemmel yapın.” demiş Chuck Palahniuk. Önemli olan, bugünü hayatımızın son günü bilmek ya da bugünü geri kalan hayatımızın ilk günü olarak bilmek ve de ona göre yaşamak…

Çocuklarımız yıllar sonra onlara bıraktığımız anılar, birlikte hissederek yaşadığımız ve onlara anlattığımız hatıralarla yaşasınlar… 2023 bolca “an”ı yaşadığımız, aynı zamanda kendimizi teslim etmeden anılar da biriktirmeye devam ettiğimiz bir yıl olsun…

 

Sevgiyle…

 

Ebru MUTLU ÖZDAMAR

Okul Öncesi Eğitimcisi

Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.